|
|
Sayfa: [1] 2 3 ... 41
|
|
1
|
MEDYA-FİLM - MUZİK / Şarkı Sözleri / Akıllı Kadın
|
: 18 Temmuz 2008, 20:06:39
|
Siber Mirkelam Akıllı Kadın Şarkı Sözü
benle olmayı beceremedin bari bensiz olmaya alış ikide bir arama unuttum anla sen de unutmaya çalış senin gibilerin kaderi böyle önce gider sonra geri döner akıllı kadınım ikinci şansın yok ben de bitti mi biter bu kapı gidene bi daha açılmaz kapadım o defteri bi daha yazılmaz kıymetimi bilen bilir bilmeyenle işim olmaz
|
|
|
|
|
6
|
EĞİTİM / Yabancı Dil / Almanca Eğitim Seti
|
: 22 Ekim 2007, 22:32:36
|
Register or Login
1..jandarma genel komutanlığının hazrladığı internet sitesinin indrlmiş halidir.. almanca.html den açarak derslere başlayablrsnz.. 35 mb aşılmış hali.. rar dosyası 13mb
2..almanca eğitim seti adına 1000 sayflaık bir anlatım kitabı (pdf), ve almanca eğitim proğramı ile birlike bir almanca-türkçe sözlük bulunmaktadır.
Register or Login 55 mb
|
|
|
|
|
7
|
EĞİTİM / Kimya / NanoProducts Technology kaplama performansını arttırıyor
|
: 22 Ekim 2007, 22:19:15
|
|
NanoProducts Corp. Yeni teknolojilerinin kaplamaların performansını ciddi bir şekilde arttırdığını açıkladı. Ayrıca NanoProducts kaplamalarda kullanılan patentli nano boyutlu malzemelerin ton mertebelerinde satışa hazır olduğunu duyurdu.
Kaplamalar birçok uygulamada kullanılıyor: cam, ahşap, metal, kağıt, kumaş, ayakkabı, güneş gözlüğü, spor malzemeleri, yer kaplamaları, mobilya, yemek pişirme kapları, medikal cihazlar, elektronik ve otomobil gibi ürünlerde korumak, geliştirmek veya süslemek için kullanılıyor. Yine de kaplamaların kendileri yağmur, kar, tuz, asit yağmuru, güneş ışığının UV kısmı ve nem gibi doğal nedenlerden dolayı zarar görmektedir. Önde gelen şirketler tarafından bu nedenlerden kaynaklanan ve pul pul olma, benekler oluşma ve çizilme gibi hasarları engellemek için yollar arıyorlar.
Kaplamalar için geleneksel yöntemlerle yapılan gelişmeler yetersiz kaldığı için teknolojide bir gelişmeye neden olamıyor. NanoProducts’ın nanoboyutlu PüreNano malzeme ailesini kullanan PPG Industries’deki başarılı gelişmelerde olduğu gibi, nanoteknolojideki son günlerdeki ilerlemeler gelişmiş kaplamaların yolunu açmıştır. PPG dünyanın en büyük ulaşım araçları kaplama üreticisi ve en büyük sanayi ve paketleme kaplamaları, hava taşıtları kaplamaları, düz ve işlenmiş cam, özel kimyasal ve mimari kaplama tedarikçisidir.
PPG araştırmacıları, USPTO 2003/0162876 ve 2003/0162015 patent başvurularında NanoProducts’ın karmaşık silikon oksitlerinin, yararlı özelliklerinin otomotiv endüstrisine başarılı bir şekilde uygulanabileceğini gösterdiler. Nanoproducts, nanoparçacık temelli kaplamaların pul pul olmaya, çizilmeye (yaşlandırma testleri sonrasında bile), çökmeye, su damlaları ve aside karşı dayanım, ayrıca çok iyi görünüm ve çok iyi zımparalanabilirlik özelliklerine sahip olduğunu bildirdiler. Köpük silika ve kolloid silika ile yapılan geçmiş denemeler istenen benzer önemli gelişmeleri sağlamada başarısız oldular. PPG, NanoProducts’ın NanoPüre nanoparçacıkları sayesinde bunlar gibi önemli gelişmeler sayesinde gerçekleştirilebildiğini bildiriyor.
PPG raporlarında, NanoProducts’tan alınmış alüminyum silikat nanoparçacıklarının kalitesinin TEM analizi ile onaylandığını ve kırma indisinin 1.519 olduğu, küresele çok yakın, renksiz, yüzeyde hidroksil gruplarından arınmış ve yüksek katkılamada bile topaklanmadığı belirtiliyor. Ayrıca raporlarda Nanoproducts nanoparçacıklarının diğer özellikleri de bildiriliyor.
.. SAE J400 test yöntemi ile mükemmel pul pul olmaya dayanıklılık. .. Nanoparçacık içeren kaplamalarda 3M 281Q zımpara kağıdı ile birlikte kullanılan Atlas AATCC çizilme test edicisi ile mükemmel ilk çizilme dayanımı
ASTM D-1499-64 standartlarına göre yapılan yaşlandırma testlerinden sonra mükemmel çizilme dayanımı
NanoProducts kurucusu ve CEO’su Dr. Tapesh Yadav’a göre nanoparçacık optimizasyonu ile kaplamaların parlaklık ve diğer performans özelliklerinin daha da geliştirilebileceğini belirtiyor. Ayrıca “ - Değişik bileşimlerde nanoboyutlu malzeme üretimi için patentli üretim sürecimizi mükemmelleştirdik. PPG’nin iyi hazırlanmış raporunda görüldüğü gibi, üstün nitelikli kaplamaları geliştirmek ve ticarileştirmek için önde gelen firmalar bizim nanoparçacıklarımız üzerinde odaklanıyorlar. PPG raporu sadece otomotiv kaplamaları üzerinde odaklanmış olsa da, PüreNano nanoboyutlu malzeme ailesi, birçok uygulamada kaplamaları geliştirecek fırsatlar sunuyor. Birçok kaplama, yüzey işleme ve reçine bileşim firmalarından kanıtlanmış ve bağımsız olarak onaylanmış nanoboyutlu parçacıklarımıza, karışım ve ilgili teknolojilere olan ilgi giderek artıyor. Pazar liderleri için patentli teknoloji ve know-how’larımızla üretilmiş kaplamaların rekabet avantajları yaratacağına ve tüketicilerin daha fazla ürünlerle karşılaşacağını bekliyoruz. Pazar liderliğinin dışında PPG’nin gerçekleştirdiği önemli gelişmeler gibi gelişmeler sonucunda daha uzun ürün ömürlü, daha az atık madde ve kaynakların daha uzun süreli kullanımı da mümkün oluyor.
|
|
|
|
|
8
|
EĞİTİM / Kimya / Lastik ve Kauçuklar hakkında bilgi
|
: 22 Ekim 2007, 21:52:44
|
|
Lastik Nedir ?
Lastik, ana hammadesi olan kauçuk ve yardımcı kimyasallardan hazırlanmış karışım içerisinde tekstil veya çelik kord ipliklerinin belirlenmiş pozisyonlarda yeraldığı ve çelik tellerce topuk bölgesinden desteklenen kompozit bir yapı ve yük taşımaya yarayan pnömatik , dinamik bir sistemdir.
Tekerlek lastiğinin ilk adımı J.B.Dunlop’un oğlulunun üç tekerlekli bisikleti için tahta bir tekerlek üzerine lastik solusyonu emprenye edilmiş çadır bezini çivilerle tutturup hava ile şişirerek elde ettiği basit lastik modeli ile atılmıştır. Kauçuk önceleri değişik amaçlar için kullanılmış, ancak lastik sektöründe kullanımı Goodyear’ın kauçuğu kükürt ile pişirip (vulkanizasyon) şekillendirmesiyle gerçekleşmiştir. Bundan sonra lastik teknolojisinde Dunlop’un topuklara çelik teller yerleştirmesi ve iç lastiği geliştirmesi ile hızlı bir gelişme başlamış ve 1920’li yıllara gelindiğinde Pnömatik tekerlek lastiğin ana maddelerine pamuktan yapılmış olan kord bezileri dahil olmuştur.
Pamuktan daha mukavim kord ipliklerinin geliştirilmesi ile pamuk kord bezi yerine günümüzde yagın olarak kullanılan rayon, polyester ve nylon gibi sentetik kat bezleri ve çelik kordlar kullanılmaya başlanmıştır. Lastiklerin sınıflandırılması ve standardizasyonu 1940’lı yıllarda lastik kesit genişliği ve jant ebadından oluşan rakam-harf grubuna dayalı lastik ebat sistemi geliştirilmesiyle başlatılmıştır.
KAUÇUK NEDİR ?
Kauçuk aslında bir ağaç adıdır. Bu ağacın kendisinden ve özsuyu olan lateksinden elde edilen maddeler endüstride kullanım sahası bulmuştur. Son yıllarda tabii kauçuğun yanı sıra sentetik kauçuğun da üretilmesi ile pek çok kauçuk türü ortaya çıkmıştır. Kauçuğun en önemli özelliği yüksek bir elastikiyete sahip olması yani yeniden eski haline dönebilen bir uzayabilirliğinin olmasıdır. Kauçuk işleme endüstrisinin gelişmesinin ve hemen her sektörde kullanılmasının temelinde de bu vardır. Tüm dünyada yıllık 15 milyon tonun üstünde kauçuk üretilir; bunun yaklaşık üçte biri doğal kauçuktur. Kalanı, petrolden elde edilen kimyasal maddelerle yapılan yapay (sentetik) kauçuktur. Doğal kauçuk kauçuk ağacının (Hevea brasiliensis) kabuğundan akan sütümsü özsudan (lateks) elde edilir. Bu ağacın en iyi yetiştirildiği bölgeler ekvatorun çevresidir. Doğal kauçuk yetiştiren başlıca ülkeler; Brezilya, Nijerya, Liberya, Zaire, Güney Hindistan, Sri Lanka, Malezya, Endonezya, Tayland ve Filipinler’dir. Doğal kauçuk üretimi plantasyonların (büyük çiftlikler) yanı sıra küçük çiftliklerde gerçekleşmektedir.
Yapay kauçuk ise, çoğu ülkede petrol arıtma sistemlerinin yakınlarında kurulan fabrikalarda üretilir. U.S.A. başta olmak üzere en çok Japonya, Almanya ve Fransa’da üretilmektedir. 100’ün üzerinde değişik yapay kauçuk türü vardır. Kauçuk esnek bir maddedir; gerildiğinde kendinin birkaç katı kadar uzatılabilir yada sıkıştırıldığında biçimi değiştirilebilir, ama serbest bırakıldığı zaman gene başlangıçtaki biçim ve boyutlarını alır.
Güney ve Orta Amerika’da Maya uygarlığından kalan kalıntılarda en az 900 yıllık ham kauçuk topakları bulunmuştur. Avrupa’ya ilk bilgileri getirin Kristof Kolomb’tur. Kolomb, Haiti Yerlileri’ni “ağaç sakızı”ndan yapılmış bir topla oyun oynarken görmüştü. 18. yüzyılda iki Fransız botanikçi, François Fresneau ve Charles de la Condamine, uzunca bir süre Güney Amerika’da kaldılar. Kauçukağacını ilk tanıtan 1730’da Fresneau oldu. Amerika Yerlileri kauçuk ağacına, “ağlayan ağaç” anlamında cahucho diyorlardı. La Condamine, 1736’da Paris’e kauçuk örnekleri gönderdi ve Yerliler’in kauçuktan nasıl ayakkabı, savaş kalkanı ve şişe yaptıklarını, ayrıca bu maddeden su sızdırmaz malzeme olarak nasıl yararlandıklarını anlattı. 19. yüzyılın ortalarına kadar kauçuk az bulunan ve pahalı bir madde olarak kaldı. Kauçuk başlangıçta yalnızca Güney Amerika’dan ve özellikle de Brezilya’dan sağlanabiliyordu. 1876’da Henry Wickham, 70 bin kauçuk ağacı tohumu topladı; bunları Londra’nın yakınlarındaki Kew’daki Krallık Botanik Bahçeleri’ne getirdi ve tohumların limonluklara ekilmesini sağladı. Büyük bölümü Asya’daki özellikle Sri Lanka’daki botanik bahçelerine gönderildi. Bu arada 11 kadar fidenin de Malezya’ya ulaştığı sanılıyor. 1889’da Singapur’daki botanik bahçelerinin yöneticiliğine getirilen Henry Nicholas Ridley, yeni bir lateks elde etme yöntemi geliştirdi ve bunun üzerine kauçuk üretimi hızla artmaya başladı. Böylece Güneydoğu Asya’daki plantasyonlardan elde edilen kauçuğun önemi, Güney Amerika’dan gelen yabani kauçuğa göre giderek arttı. 1907’de plantasyon kauçuğu dünyadaki toplan gereksinmenin yüzde 5’ini karşılarken 1914’e gelindiğinde bu oran yüzde 50’nin üzerine çıkmıştı.
KAUÇUK ÇEŞİTLERİ VE ÖZELLİKLERİ
Nitril kauçuk (NBR)
Keçe uygulamalarının büyük bir kısmı için önerilen, yağ ve greslere dayanıklı, genel amaçlı malzemedir. Yakıtlar ve sanayi sıvıları için değişik karışımlar bulunur. Gilikol esaslı fren yağlarına ve EP katkılı yağlara direnci zayıftır. Nitril kauçuk tipik olarak -40° C ile 105° C arasındaki sıcaklıklarda kullanılır, aralıklı çalışmalarda 120° C'ye kadar dayanıklıdır. Fiyat/fonksiyon dengesi yönünden tercih edilir.
Conta üretimlerinde, mantar dolgulu nitril karışımları kullanılır. Bu malzemelerin dayanım özellikleri standart nitril gibidir. Mantarın varlığı ayrıca sıkışabilirlik (hacimsel küçülebilme) özelliği kazandırır. Mantarlı nitril, ancak statik uygulamalarda kullanım alanı bulur.
Poliakrilik kauçuk (ACM)
Yüksek sıcaklıklarda ve EP katkılı yağlarda nitril kauçuğa göre daha dayanıklıdır. Genellikle 150° C'ye kadar kullanılır. Ozon direnci iyidir. Yakıt direnci ve düşük sıcaklık dayanımı zayıftır (-30 °C min.) Özellikle dişli kutusu keçelerinde kullanılmaktadır.
Silikon kauçuk (MQ, VMQ, PVMQ)
-60° C ile 200° C sıcaklıklar arasında kullanılır. Aralıklı olarak 250° C'ye kadar dayanıklıdır. Başlıca kullanım alanı krank keçeleridir. Esneklik özelliği, hava direnci ve ozon dayanımı yüksektir. Yakıtlarda, EP katkılı yağlarda ve yüksek mekanik özellikler gerektiren uygulamalarda önerilmez.
Florokarbon kauçuk (FKM)
-30° C ile 220° C sıcaklıklar arasında kullanılabilir. Gres, yağ, yakıt, çözücü ve kimyasal maddelerin büyük çoğunluğuna dayanıklıdır. Yüksek sıcaklık ve yüksek devirli ortamlarda ve krank keçelerinde kullanılır, ancak pahalı malzemedir. Keton, amin, ester, eter içeren akışkanlara dayanımı iyi değildir.
Etilen propilen kauçuk (EPM, EPDM)
-40° C ile 150° C arasında kullanılabilir. Fosfat ester akışkanlara, glikol esaslı fren yağlarına, su buharına, ozona ve hava koşullarına direnci iyidir. Yakıtlar ve petrol esaslı yağlar için uygun değildir.
Stiren butadien kauçuk (SBR)
Glikol esaslı fren yağlarına, asit ve bazlara, alkole karşı dirençlidir. Bu malzeme -50° C ile 100° C arasında kullanılır. Yakıtlar ve petrol esaslı yağlara dayanıklı değildir.
Tabii kauçuk (NR) Kullanma sıcaklığı aralığı -60° C ile 90° C'dir. Ortam dayanımı yönünden SBR ile benzer özellikler gösterir. Yüksek esneklik ve mekanik özellikler gerektiren yerlerde kullanılır.
Politetrafloroetilen (PTFE)
Sanayide kullanılan hemen hemen tüm kimyasal maddelere dayanıklı bir plastik malzemedir. -260° C ile 260° C arasında kullanım alanları vardır. Sürtünme katsayısı en düşük katı maddedir. Yapışma özelliği göstermez, yağlamasız yatak malzemesidir. Bazı tipleri çok iyi elektrik yalıtkanıdır. Uygulama alanına göre saf, cam elyaflı, karbonlu, grafitli, bronzlu, molibden sülfürlü PTFE kullanılır.
Poliamid (PA) Yaygın olarak "naylon" diye bilinir. -20° C ile 90° C arasında kullanılabilir. Özel tiplerinde kullanım sınırı 140° C'ye kadar çıkabilir. Sürtünme ve aşınma özellikleri çok iyidir. Yağlara, yakıtlara, esterlere, ketonlara karşı dayanıklıdır.
Hidrojene nitril kauçuk (HNBR)
Hidrojene nitril kauçuk NBR polimerlerinden türetilir. Bu şekilde hazırlanan malzemelerin özellikleri yüksek mekanik güçleri ve aşınmaya karşı daha dayanıklı olmalarıdır. Ortam dayanıklılığı NBR'ninki gibidir. Kullanım sınırı 150ºC'dir.
Termoplastik poliüretan (TPU)
TPU'nun enjeksiyon kalıplaması ile etkin bir biçimde işlenebilmesine olanak sağlayan iyi mekanik özellikleri vardır. TPU'nun esas avantajları aşınmaya karşı yüksek direnç; geniş bir sıcaklık aralığı esnekliği; yağlara, gres yağlarına ve bir çok çözücüye karşı dirençtir.
|
|
|
|
|
9
|
EĞİTİM / Kimya / EPDM kauçuğu
|
: 22 Ekim 2007, 21:46:30
|
|
EPDM rubber (ethylene propylene diene monomer rubber) is an elastomer which is characterized by wide range of applications. EPDM rubber is used in vibrators and seals; glass-run channel; radiator, garden and appliance hose; tubing; washers; belts; and electrical insulation. It is also used as a medium for water resistance in high-voltage polymeric cable jointing installations, roofing membrane, geomembranes, rubber mechanical goods, plastic impact modification, thermoplastic, vulcanizates, as a motor oil additive, pond liner, electrical cable-jointing and chainmail applications.
EPDM exhibits satisfactory compatibility with fireproof hydraulic fluids, ketones, hot and cold water, and alkalis, and unsatisfactory compatibility with most oils, gasoline, kerosene, aromatic and aliphatic hydrocarbons, halogenated solvents, and concentrated acids. EPDM rubber is commonly used in weatherseals on all vehicles. This includes door seals, window seals, trunk seals, and sometimes hood seals. Frequently these seals are the source of noise due to movement of the door versus the car body. This is due to friction between the EPDM rubber and the mating surface (car painted sheet metal or glass). This can be alleviated using specialty coatings that are applied at the time of manufacture of the weatherseal, not as an aftermarket application. Such coatings can also greatly increase the chemical resistance of EPDM rubber. Mechanical Properties Hardness, Shore A 40 - 90 Tensile Strength, Ultimate 17 MPa Density 1.50 gcm-³ Abrasion resistance 450 mm3 Thermal Properties CTE, linear 68°F 576 µm/m-°C Maximum Service Temperature, Air 150 °C Minimum Service Temperature, Air -54 °C Glass Temperature -54 °C
|
|
|
|
|
10
|
EĞİTİM / Kimya / Kromatografi
|
: 22 Ekim 2007, 21:43:22
|
|
KROMATOGRAFİ Bir karışımın bileşenlerini, bunlara seçimsel ilgi gösteren iki ya da daha çok evreden oluşmuş sistemler arasında farklı göçlerine bakarak tanımak, gerektiğinde niceliklerini belirlemek amacıyla yapılan ve ayırma işlemine dayanan analitik yöntemdir. Kromatografi terimi başlangıçta, örneğin bitkisel pigmentlerde olduğu gibi cisimleri renklerine göre ayırma işleminden kaynaklandı, ama zamanla uygulama alanı oldukça genişledi.Kromatografi günümüzde son derece duyarlı ve etkin bir ayırma yöntemi olarak kabul edilmektedir. Duruma göre iki temel mekanizma uygulanır; *Bileşikler ya iki sıvı evre arasında paylaşılır(bu durumda dağılım ya da paylaşım kromatografisinden söz edilir) *Hareket halindeki bileşikler durağan katı bir evre yüzeyine bağlanır(bağlar yüzeysel ve fiziksel bir nitelik taşıdığında yüzde tutma kromatografisinden[tersinir bağ, bileşiğin bütünlüğünün korunması], buna karşılık harerketli ve yüzde tutulan bileşikler arasında gerçek kimyasal bağlar oluştuğunda iyon değişimi kromatografisinden söz edilir).
Yüzde tutma kromatografisi 'nde uygun biçimde seçilen bir katının, bir karışımın çeşitli bileşnlerine göre gösterdiği yüzde tutma farkından yararlanır.Katının yüzünde tutamadığı bir çözücü içinde çözünen bu karışım, dikey kolona toz biçiminde konan yüzde tutucu bir maddenin içinden geçirilir.Bu sırada yüzde tutulan maddenin farkından dolayı bir ayrılma olur.Çünkü karışımdaki bir bileşen ne kadar az bir kuvvetle yüzde tutulursa o kadar aşağıda bağlanır.Bu şekilde elde edilen bir kromatogram, çoğu kez kolon böğümlenerek tüm bileşenlerin ayrılmasını sağlayacak biçide yürütülür; ama ayırma genellikle seçme yoluyla yapılır.Yukarıdan kolonun tepesinden dökülen uygun seçilmiş bir çözücü(se-çen), karışımın bileşenlerini çözerek aşağıya doğru sürükler.Kromatogram, kolonun tabanına doğru düzleşir, yeterli oranda seçen katılırsa karışımın bileşenleri kolon dibinde, seçen içinde çözelti halinde yeniden kazanılır. Yüzde tutma katıları alüminyum, kalsiyum karbonat, magnezya, kömür, nişasta, selülöz vb. olmak üzere çok çeşitlidir.Yüzde tutma katısının seçiminde her özel durum için ayrı özen gösterilir ve genellikle yüzde tutulacak ürünü türüne göre saptanır.hayvansal yada bitkisel proteinlerin hidrolizi sonunda oluşan aminoasitlerin ayrılması, iyonsal yüzde tutma kromatografisi'yle gerçeleştirilir.Bu amaçla karışım sülfonlu polistiren reçinesi ben- zeri, -SO H,(-SO H )gibi pek çok asit grubu içeren ve makro moleküllü sentetik bir bileşik olan katyon değiştirici bir reçine üzerinden geçirilir.Aminoasitin geçişi sırasında kimi PH sınırlarında R-NH katyonları durumunda bulunanlare reçine tarafından tutulurken, H iyo- nu çözeltiye geçer(katyon değiştiricisi).Bağlanma aminoasitin türüne göre az yada çok kuvvetlidir; bu nedenle alkali bir çözeltiyle yapılan bir seçme sonucu bir ayrılma sağlanır. Bir doğal su önce anyon ve daha sonra da katyon değiştirici reçineler üzerinden geçirilerek bileşiminde çözünmüş olarak bulunan mineral tuzlarından arındırılır(yumuşatma).Bu reçineler dolgunluğa ulaştığında kolayca yenileştirilir.
Dağılım kromatografisi: Birbiriyle temas halinde bulunan,ancak karışmayan iki sıvı evre halinde ayrılacak karışımın bileşenlerinin gösterdiği çözünürlük farkından yararlanılarak yapılır. Bu nedenle bir maddenin, bir çözücüyle özütlenmesine benzer. Bu yöntemde sıvılardan biri hareketlidir ve ayrılacak karışımın çözücüsünü oluşturur, diğeri durağandır, kromatografi kolonunda yanlız taşıyıcı işlevi görev gözenekli bir katıda tutulur. Ayrılacak karışım kolondan gecirildiginde çözeltide bulunan bileşenler iki çözücü arasında paylaşılır. Eşit hacimdeki durağan ve hareketli sıvı içindeki bileşenlerin kütlelerinin birbirine oranı olan dagılım katsayısı bileşenlere göre değişir, bu da belli bir ayrılmaya yol açar. Dagılım katsayısı en yüksek olan bileşen daha kolonun başında tutulurken, diğerleri giderek küçülen dağılım katsayılarına göre sıralanır. Burada da ayırma bölümsen bir seçmeyle yapılır. Görece daha büyük nicelikleri ayırmada kullanılan kolon yerine, gözenikli katı taşıyıcı olarak özel bir süzgeç kağıdı kullanılabilir. Bu amaçla dikey olarak yerleştirilen kağıda hareketli bir sıvı (su) emdirilir. Ayırma işleminden geçirilecek çözelti, genellikle organik bir sıvı içinde hareketli bir sıvı olarak ya üsten dökülür ya da alttan verilir. Üstten döküldüğünde gelişme yerçekimiyle, alttan verildiginde kılcallıkla sağlanır. Bu yolla elde edilen kromatoğrafi, ikinci bir işlemle tamamlanır; bu işlem, kağıdın dik bir doğrultuda 90 derece döndürülmesine, uygun seçici bir maddeyle yukarıdan yada aşağıdan yıkanmasına dayanır. Buna iki boyutlu kağıt kromatografisi denir.
Gaz evreli kromatografi: Uçucu bir sıvıda ya da bir gaz karışımdaki bileşenleri ayırmak için bu karışım, taşıyıcı (ya da vektör) bir gaz işlevi gören hidrojen, helyum, azot, karbondioksit vb. gibi bir başka gaz içinde seyreltilir. Hareketli evre olarak adlandırılan bu karışım, hareketsiz yada durağan evreyi oluşturan bir malzemeye ya da etki kömür gibi bir katı ya da çogunlukla dövünmüş bir tugla gibi eylemsiz katı taşıyıcıya emdirilmiş az uçucu bir sıvıyla dolu uzun bir kolon üzerine gönderilir. Soğurucu, katı bir madde olduğunda dağım kolonundan söz edilir. Buhar evrede kolon başından herhangi bir çözünen madde gönderildiğinde, çözünen maddenin hareketsiz evre tarafından tutulan bölünme ile hareketli evrede bulunan bölümü arasında kolonun her noktasında tam bir denge oluşur. bir birim hacimdeki durağan ve hareketli evrelerde dağılan, çözünenin buhar kütleleri arasındaki oranı, dağılım katsayısı denir. Kolona katılan çözünen, kolonu, çözünen-hareketli evre çiftinin ayırt edici çözünen bir özelliği olan K katsayısına bağlı olarak belli bir zaman diriminde kat eder. Nitekim, farklı dagılım kat sayıları olan ve kromatoğrafi kolonunun başından aynı anda karışıma katılan değişik çözünenler, kolonu farklı sürelerde kat eder ve böylece şu ya da bu oranda ayrılırlar; çıkışa, ayarlanmış uygun bir algılayıcı yerleştirildiğinde bileşenlerin hem tanınması sağlanır, hemde nicelikleri belirlenir. Çözünenin bir kolonu kat etmesi için gerekli olan süreye tutulma süresi denir.Durağan evrelerin sınıflandırılması, çeşitli çözünenlerin kutupluğuna bağlı olarak yapılır; bu da kromatogafik olarak ayrılacak bileşenlere göre durağan evreninin uygun bir seçimini gerektirir. Maddeleri algılama sorunu, son derece önemlidir, ayrıca algılama her özgül duruma uyarlananbilmelidir. Pek çok durumda asıl ısı iletkenlik özelliği olan bir alğılayıcı(karometre) kullanılır; bu aygıt, metal bir telin elektiriksel direncinin sıcaklıkla değişmesi ilkesine bağlı olarak çalışır. İçinde bir gazın çalıştırıldığı bir borunun eksenine göre yerleştirilen bu telin denge sıcaklıgı, gazın ısıl iletkenliğine dolayısıyla türüne, bir karışım söz konusu olduğunda da bileşimine göre değişir. Kolondan çıkan gaz her zaman temel olarak genellikle düşük oranda çözülmüş bir gazın karıştırıldığı taşıyıcı bir gazdan oluşur. Taşıyıcı gazlar, her ikiside görece iyi ısı iletkeni sayılan helyum ya da hidrojendir. Bu gazlarda çözünmüş bir gazın bulunması ısıl iletkenliklerinin azalması dolayısıyla flamanın denge sıcaklığının yükselmesi ve elektriksel dirençinin artması biçiminde kendisini gösterir. Bu ilkeden yola çıkarak gaz bileşimin cok az oranda değişmesi halinde bile duyarlı olan hücreler yapılabilir. Böylece 0.1 ppm düzeyideki (milyonda bir) bir duyarlılık bile algılanabilir. Yoğunluk, yanma ısısı, manyetik mıknatıslanırlık vb. nin ölçümüne dayalı diger gaz algılayıcıları da doğal olarak kullanılır. Aşırı duyarlı, ama özgür olan algılayıcılar, iyonlaşmış gazların özellikklerine dayanır; iyonlar yüksek sıcaklıklarda (iyonlaştırmalı algılayıcı) ya da ışınımlarla uyarılan atomların çarpışması sonunda (elektron kapılmalı algılayıcı elde edelir)
Pelte geçirimli kromatografi: Pelte geçirimli kromatografiye kimi zaman pelte üzerinde süzme de denir. Pelte geçirimli kromatografi, sentetik polimlerde olduğu kadar biyolojik ürünler alanında da önemli bir gelişme göstermiştir. Bu yöntemde moleküller,ağlaşık ya da şişkin bir polimler peltesinin gözeneklerinden geçebilme özelliklerine bağlı olarak boylarına gaöre ayrılır. Farklı boylarda moleküllerden oluşan bir çözelti, bu tür pelteden geçirilmek istendiğinde irilikleri belli bir boyutun altında olanlar, gözeneklere girer ve kolondan geçişleri böylece gecikir; buna karşılık diger moleküller polimer tanelerini ayıran ayalıklardan çözücüyle birlikte sürüklenerek akıp gider. Böylece moleküller, en irilerinin en önce çıkması yoluyla boylarına da başka bir deyişle kütlelerine göre ayrılır.
|
|
|
|
|